Hatice Özdemir

Sürekli Güçlü Görünmeye Çalışan İnsan Neden En Çok Yorulan Kişidir?

Hatice Özdemir

Bazı insanlar vardır; herkes onları “çok güçlü” olarak tanımlar. Ailesinin yükünü taşırlar, iş yerinde herkesin sorununu çözerler, dostlarına omuz olurlar. En zor günlerde bile dimdik görünürler. Ancak çoğu zaman kimse onların omzunda taşıdığı görünmez yükleri fark etmez.

Toplum, güçlü olmayı çoğu zaman duygularını göstermemekle eş anlamlı hâle getirmiştir. “Ağlama”, “Dayan”, “Sen güçlüsün”, “Senin yıkılmaya hakkın yok” gibi cümleler, farkında olmadan birçok insanın duygularını bastırmasına neden olur. Oysa psikolojik dayanıklılık, acıyı yok saymak değil; acıyı kabul edip onunla sağlıklı bir şekilde baş edebilmektir.

Sürekli güçlü görünmeye çalışan insanlar zamanla kendi ihtiyaçlarını ertelemeye başlar. Başkalarının mutsuzluğu onları harekete geçirirken, kendi mutsuzlukları görünmez hâle gelir. Yardım istemeyi zayıflık olarak algılarlar. Oysa yardım istemek, insan olmanın en doğal ihtiyaçlarından biridir.

Bu durumun kökeni çoğu zaman çocukluk yıllarına uzanır. Küçük yaşta kardeşlerine bakmak zorunda kalan, ebeveynlerinin duygusal yükünü taşıyan ya da “Sen evin büyüğüsün.” denilerek erken yaşta sorumluluk verilen çocuklar, yetişkin olduklarında da aynı rolü sürdürürler. Kendilerini ancak başkalarına fayda sağladıklarında değerli hissederler.

Sosyolojik açıdan bakıldığında ise modern yaşamın başarı ve kusursuzluk odaklı yapısı bu yükü daha da ağırlaştırmaktadır. Sosyal medyada herkes güçlü, üretken ve mutlu görünürken insanlar kendi kırılganlıklarını saklamayı öğreniyor. Böylece gerçek duygular yerini performansa bırakıyor.

Oysa bastırılan her duygu, zamanla farklı bir kapıdan hayatımıza girer. Sürekli yorgun hissetmek, tükenmişlik, öfke patlamaları, kaygı bozuklukları ve bedensel şikâyetler çoğu zaman ifade edilemeyen duyguların sessiz çığlığıdır.

Gerçek güç, hiç yorulmamak değildir. Gerektiğinde dinlenebilmek, “Bugün iyi değilim.” diyebilmek, destek istemekten çekinmemek ve insan olmanın kırılgan yanlarını kabul edebilmektir. Çünkü güçlü olmak, her yükü tek başına taşımak değil; hangi yükü ne zaman paylaşacağını bilmektir.

Belki de kendimize sormamız gereken soru şudur: Bizi gerçekten ayakta tutan şey sürekli güçlü görünmek mi, yoksa gerektiğinde kırılgan olabilme cesareti mi?

Yazarın Diğer Yazıları