Hatice Özdemir

Bir İnsan Neden Hep Yanlış İnsanları Seçer?

Hatice Özdemir

Dışarıdan bakıldığında bazı insanların hayatında aynı hikâye tekrar tekrar yaşanıyor gibi görünür. Her ilişki büyük umutlarla başlar, benzer hayal kırıklıklarıyla biter. Çevresindekiler ise çoğu zaman aynı soruyu sorar: “Nasıl oluyor da yine aynı kişiyi buluyor?”

Aslında mesele yanlış insanlarla karşılaşmak değildir. Asıl mesele, bize tanıdık gelen ilişki biçimlerini güvenli sanmamızdır. İnsan zihni her zaman en sağlıklı olana değil, en tanıdık olana yönelme eğilimindedir.

Çocukluk yıllarında sevginin koşullu olduğu bir ortamda büyüyen birey, yetişkinlikte de sevgiyi emek vererek kazanması gerektiğine inanabilir. Sürekli eleştirilen bir çocuk, ilerleyen yıllarda kendisini küçümseyen bir partneri normal karşılayabilir. Duygusal olarak ihmal edilen biri ise ulaşılması zor kişilere ilgi duyabilir. Çünkü bilinçdışı, çocuklukta yarım kalan hikâyeyi bu kez farklı bir sonla tamamlamaya çalışır.

Bu nedenle birçok ilişki aslında iki yetişkin arasında değil, geçmişten taşınan duygusal deneyimlerle kurulur. Kişi farkında olmadan çocuklukta alamadığı sevgiyi, onayı ya da güveni bugünkü ilişkisinde bulmaya çalışır. Ne var ki aynı seçimler yapıldığında sonuçların değişmesi de kolay değildir.

Toplumun romantik ilişkilere yüklediği anlam da bu döngüyü besleyebilir. “Seviyorsan sabretmelisin.”, “İnsan değişir.”, “Fedakârlık aşkın gereğidir.” gibi kalıplaşmış inançlar, sağlıksız ilişkilerin uzun süre devam etmesine neden olabilir. Böylece sevgi ile bağımlılık, emek ile kendinden vazgeçme arasındaki sınırlar belirsizleşir.

Elbette her başarısız ilişki çocukluk deneyimlerinin bir sonucu değildir. Yaşam koşulları, kişilik özellikleri, iletişim becerileri ve çevresel faktörler de ilişki seçimlerinde önemli rol oynar. Ancak tekrar eden benzer ilişki örüntülerini anlamaya çalışırken geçmiş deneyimlerin etkisini göz ardı etmek de eksik bir değerlendirme olur.

İyileşme, doğru insanı bulmakla başlamaz; önce kendimizi tanımakla başlar. Kendi ihtiyaçlarını, sınırlarını ve ilişki içinde hangi duygularla hareket ettiğini fark eden kişi, zamanla farklı seçimler yapabilme gücünü de kazanır.

Belki de asıl soru şu değildir: “Neden hep yanlış insanları seçiyorum?” Asıl soru şudur: “Bana tanıdık gelen şey gerçekten sevgi mi, yoksa yıllardır taşıdığım eski bir alışkanlık mı?

Yazarın Diğer Yazıları