Duygu Uludaşdemir

8 Mart'ta Çiçek Yerine Adalet Verin

Duygu Uludaşdemir

Her 8 Mart’ta kırmızı güller ve sosyal medya mesajları ile hatırlanıyor kadınlar… Ama gerçekte ne değişiyor? Bir çok kadın hâlâ evlerinde, sokaklarında, iş yerlerinde şiddetin ve korkunun gölgesinde yaşıyor. Kadın cinayetleri, her gün gazetelerin  sayfasında sadece birer rakam gibi geçip gidiyor; bir isim daha, bir hayat daha, bir hayal daha karanlığa gömülüyor…
Kadınlar, tarihin her döneminde toplumun sessiz gücü, emeğin taşıyıcısı ve yaşamın özüdür. Ama ne yazık ki değerleri çoğu zaman yalnızca sözde kaldı. Hatırlayın; geçmişte savaşlarda, direnişlerde, ve sanatta varlıklarını ispatlamış kadınlar, bugün hâlâ hayatlarını savunmak zorunda. Çırpınan kadınlar… Yaşam mücadelesi veren kadınlar… Peki ne için? Kimin için? Yaşadığı coğrafyanın bedelini ilmek ilmek ödeyen kadınları düşünün. Sonra bir hiç uğruna kaybolan hayatları düşünün. Kanayan, hiç dinmeyen ve iyileştirilemeyen yaramız… 
8 Mart, sadece kutlanan bir gün değil; kadınların varlık mücadelesinin hatırlatıldığı, adaletin ve hayat hakkının talep edildiği bir gündür. Kadınlar öldürülürken sessiz kalmak, toplumun vicdanını esir almak demektir. Çiçekler solacak, ama haklar ve hayatlar geri gelmeyecek… 
Bugün, kadınların yalnızca hatırlanması yetmez; onlara yaşam hakkını, güvenliği, saygıyı vermek gerekiyor. Bu yüzden 8 Mart’ta çiçek yerine adalet verin, sessizlik yerine destek verin, umutsuzluk yerine mücadele verin. Kadınların değeri, sözde değil, eylemde ölçülür.
Ve tarihten günümüze kadınların gücünü, direncini, hüznünü en güzel anlatan edebiyatçılar bize şöyle seslenir:
“Kadınlar, gizli birer alevdir;
Söndürülmeye çalışılsa da
İçten içe yanar, dünyayı aydınlatır.”– (Nazım Hikmet)
“Benim adım kadın,
Benim kaderim direniş;
Ve ben varım,
Her zaman var olacağım.” (Cemal Süreya)
Kadınların günü çiçeklerle değil, yaşam hakkı ve adaletle anlam kazanır. Onları hatırlamak yetmez; onları korumak, değerini her gün göstermek gerekir. Sevgilerimle… 

 

Yazarın Diğer Yazıları