Ali Çeliker

SONUÇ DEĞİL, NEDEN ODAKLI DÜŞÜNMEK GEREK!

Ali Çeliker

Toplum olarak; olaylara daima sonuç odaklı olarak bakıyoruz! Falanca falancayı öldürmüş, falanca

falancaya şunu yapmış, bunu yapmış diyoruz! Ama hiçbir zaman neden yapmış, bunu hangi ruh hali ile yapmış,

bu kişide bu ruh hali nasıl oluşmuş? Bunu hiç mi hiç düşünmüyoruz! Hemen içimizden asmak, kesmek geliyor!

Ne acı bir durum! Halbu ki, neden diye bir araştırsak altında kim bilir ne dramlar, ne acılar vardır? Önemli olan

altında yatan sebepleri ortadan kaldırmak değil midir?

Hatırlıyorum da, 1970 yıllarda ortaokulda, hocalarımız okulumuzda bir münazara tertip etmişlerdi.

.Münazaranın konusu ise ‘’Bir ülkenin kalkınmasında Tarım mı önemlidir, Sanayi mi önemlidir?’’ Bendenizin de

yer aldığı bizim grup Tarımın önemli olduğunu, Karşı grup ise sanayinin önemli olduğunu’’ savunmuştu!

Hatırladığım kadarı ile münazaa 2-3 saat sürmüştü. Sonuçda, tarımı savunan bizim grup kazanmıştı. Aslında bu

husus; ‘’Yumurta mı tavuktan, tavuk mu yumurtadan çıkar?’’ türünden bir tartışma idi! Yani her ikisi de ülkenin

kalkınmasında birbirini tamamlar cinstendi. Mesele şu ki, 1970 li yıllarda ülkemizdeki eğitim durumu.. O yıllarda,

ülkenin kalkınması için nelerin gerekli olduğu, vatan sevgisi vb. hususlar, çocukların bilinç altına işleniyordu. Ve

bizler lise çağlarında günlük iki gazete alıp ülke gündemini yakından takip ediyorduk. Ülkemizin geleceği

hakkında fikir üretebiliyor tartışıyorduk. Evet iki grup vardı birbiri ile çatışan.. Ama ikisinin de ortak amacı

ülkenin geleceğinin müreffeh düzeye çıkartılması idi.. Tek fark, iki grubun gidiş yolundaki farklılıktı. Yoksa her

ikisinde de vatana ihanet düşüncesi sözkonusu değil, tam anlamı ile vatan sevgisi, vatanın müreffeh geleceği

sözkonusu idi..

Şimdi günümüzdeki gençliğin eğitim durumuna bakalım.. Çocuklara ders çalış denir, ama, nasıl

çalışılacağı hiç söylenmez! Çocuk iyi not alsın, diploma alsın da ne olursa olsun.. Sonuç diplomalı cahiller

ordusu.. Eskiden bir akademik unvan alabilmek çantada keklik değildi. Şimdi önüne gelene akademik unvan.. Son

10-15 yıla baktığımızda ise, eğitim öğretim sistemini FETÖ denen terör örgütü ele geçirmiş (geçmişte eğitim

öğretimde, sınavlarda ne torpiller, rezaletler olduğunu haberlerde ibretle izledik), önüne gelene akademik unvan

verilmiş olduğu o kadar belli ki!. Bunu televizyonlarda bir tartışma programında tartışan 2-3 profesörün

birbirlerinin görüşüne olan saygısızlığından belli ki, birbirini dinlemeye tahammül edemez, en ufak bir tezat bir

görüşte ortamın kavgaya dönüşmesi an meselesidir! Ne alakası mı var? Çok alakası var! Çünki hakkı ile bir

ünvana, bir makama sahip olan eğitimli insan sabırlı insandır. Fikirleri ile karşı tarafın düşüncesini çürütür. Fikri

ile karşı tarafa gücü yetmeyen insan kaba kuvvet ile, küfür ile, silah ile karşı tarafı yeneceğini düşünen insandır ki,

cahil insan tam da bu insandır.

Atatürk ne güzel demiş! ‘’ Hayata En Hakiki Mürşit İlimdir’’ diye.. Daha da evrenseli ise Yüce Kitabımız

Kur’anı Kerimin ilk ayetinin ‘’OKU’’ olması tesadüfi değildir. Ancak Biz Müslümanlar öyle bir cahilliğe

sürüklenmişiz ki, burada Okumaktan maksadın Kuran okumak, ki o da anlamadığımız bir dil olan arapça okumak

olduğu düşüncesi ile Okumayı kısıtlandırmışız! Peygamber Efendimizin ‘’İlim Çin’de de olsa git al.’’ Sözünü,

Hz. Ali (R.A) bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum Sözünü yok saymışız! Ne acı değil mi?

Birisi cinayet mi işledi? Yapmamız gereken; o kişi neden, hangi ruh hali ile bu cinayeti işledi, O ruh

haline nasıl geldi? Eşlerden biri birini mi aldattı? Hay senin diyene kadar, neden aldatma gereği duydu, Eş olarak

senin bunda bir kusurun var mı onu sorgulamak gerek! Biri sana küfür mü etti? Neden bana küfür etti diye bir

sorgulamak gerek! Bugün Ukrayna’da savaş var, Savaştan kaçan sivillere hiç düşünmeden Avrupa kapılarını

açmışken, Suriye’den kaçan sivilleri almamak için yapmadıkları entrikalar kalmadı! Bunu Müslümanlar olarak

sorgulamak gerekmez mi? Buna göre birlik beraberliğimizi geliştirmek gerekmez mi? Müslümanız, cennet-

cehennem diye ahkam kesen biz Müslümanlar, yaşamak için bir araç olan PARA yı amaç haline getirip, gerçek

anlamda ölümsüzmüş gibi davranarak paraya tapma noktasına gelmemizi, şatavata, gösterişe verilen önemi

sorgulamamız, aynaya bir bakmamız vs.vs. vs. gerekmez mi?

Kanımca, bütün bu olumsuzlukların tek çözüm noktası var ki oda, ahlaki, saygıyı, sevgiyi ön plana alan

eğitim öğretimin kalkındırılmasından geçer. Bunun için de öncelikle Öğretmenler yetiştirmeliyiz! Zira bir toplum

bozuksa, iki kesim kesin bozuktur! Birincisi öğretmenler, ikincisi imamlardır. Biri gençliğe, biri yetişkinlere hitap

eder. Atatürk’ümüz ne de güzel özetlemiş! ‘’Muallimler yeni nesil sizin eseriniz olacaktır!’’ ‘’Bu din şeyhlere

müritlere, tekkelere, zaviyelere bırakılmayacak kadar kutsaldır.’’ (Allah senden razı olsun aziz Atatürk)

Saygı ile…

Yazarın Diğer Yazıları