Saat 04.17’de sadece binalar yıkılmadı.
İnsanların yarınlara dair kurduğu cümleler yarım kaldı, planlar enkaz altında sustu. Alarm sesiyle değil, yerin altından gelen bir uğultuyla uyandı bu ülke. O sabah Türkiye’nin birçok şehrinde saatler durdu ama acı durmadı. 6 Şubat, takvim yapraklarında sıradan bir gün değil; hafızaya kazınmış bir kırılma anı olarak kaldı.
Enkaz Başında Zamanın Anlamını Yitirdiği Günler
Enkaz başlarında zaman kavramı yoktu. Dakikalar saat oldu, saatler günlere dönüştü. Bir ses duymak için nefesini tutan insanlar vardı. Bir el uzansın diye umutla bekleyenler… Soğuk, karanlık ve sessizlik; sadece betonun değil, ihmalin de ağırlığını taşıyordu. O gün kaybedilenler istatistik olmadı. Hepsinin bir adı, bir evi, bir yarını vardı.
Dayanışma Vardı, Planlama Eksikti
Felaketin büyüklüğü kadar, yaşanan karmaşa da hafızalara kazındı. Yardımlar vardı, dayanışma vardı, insanlığın en güçlü hâli sahadaydı. Türkiye’nin dört bir yanından gelen yardımlar, tanımadık insanların birbirine sarılması, bu toprakların en güçlü refleksini bir kez daha gösterdi. Ama aynı zamanda şunu da gördük: İyi niyet, plansızlıkla birleştiğinde hayat kurtarmaya yetmiyor.
Asıl Soru: Bu Acıdan Sonra Ne Değişti?
Deprem geçmedi.
Sadece gündemden düştü.
Bugün hâlâ konteynerlerde yaşam kurmaya çalışan insanlar var. Bugün hâlâ “sorumlu kim?” sorusunun net bir cevabı yok. Bugün hâlâ imar aflarını, denetimsiz yapıları, kâğıt üzerinde kalan kontrolleri konuşuyoruz. Yıkılan binaların çoğu yeni yapılmıştı. Bu gerçeği görmeden hiçbir yarayı saramayız.
Deprem Kader Değil, İhmalin Sonucudur
Deprem doğa olayıdır.
Ama bu kadar insanın ölmesi kader değildir.
Bu ülkede deprem öldürmez; ihmal öldürür. Yanlış imar kararları, görmezden gelinen raporlar, “bir şey olmaz” anlayışı öldürür. Ve belki de en tehlikelisi, yaşananları unutup yoluna devam etmektir.
Hesap Sorulmadan Güven İnşa Edilemez
Evet, bazı adımlar atıldı. Yeni yapılaşma süreçleri başladı, afet bilinci konuşuluyor, denetim vurgusu yapılıyor. Ama gerçek şu: Depremle mücadele enkaz kaldırmakla değil, hesap sormakla başlar. Sorumluluk netleşmeden, cezalar caydırıcı olmadan, aynı acının tekrar yaşanmayacağının garantisi yoktur.
Unutmamak Bir Vicdan Borcudur
6 Şubat sadece bir anma günü olmamalı.
Bir hatırlatma, bir uyarı, bir vicdan testi olmalı.
Çünkü 04.17’de kalan hayatlar bize hâlâ aynı soruyu soruyor:
Gerçekten ders aldık mı, yoksa sadece alıştık mı?